Bu Blogda Ara

28 Şubat 2015 Cumartesi

Çöpe Gidenler


Merhaba yeniden, 
Şubat'ın son günü olunca bir süredir yazmayı düşündüğüm bitirdiğim ya da kullanım süresi dolduğu için çöpe giden ürünlere sıra geldi. 

Liste biraz uzun. Haydi başlayalım. 

Ilk olarak yazısını da Yazdığım wellness and beauty markasının deniz tuzlu Zeytinyağı ve Yeşilçay Özlü peeling var. Bu peeling bundan sonra hep alınacaklar arasında. Çok sevdim. 13 Liraya Rossmann da satılıyor. Buldukça tekrar alacağım. Banyoda müthiş rahatlatıyor ve içindeki Zeytinyağı sayesinde cilt yumuşacık oluyor. Şiddetle tavsiye ediyorum. 

Ikinci olarak bir saç maskesi. Gliss markasının ultimate repair saç bakım maskesi sadece 1 dakika bekleterek bakım uygulamayı vaad ediyor. Ben bu ürünü yıllardır ara ara alır kullanır sıkılınca değiştirir ama sonra yine alırım. Saç kremi gibi kullanıyorum. Kokusu biraz yoğun. Yaz aylarında biraz ağır geliyor. Ama kış için severek tavsiye ederim. Şans verilesi bir ürün. 

 Üçüncü sırada kokusu dışında severek kullandığım yapısına bayıldığım yumuşacık mat ile satin arası bir kahve-pembe ruj. Golden rose siyah kapak 117 numara. Hala üretiliyor mu bilmiyorum. Ben alalı bir yıl oldu sanırım. Kokusu biraz ağır. Tipik anne ruju kokusu. Ama çabuk geçiyor. Her makyaja hemen hemen gidecek bir renk. Tekrar alınası bir ruj. 

Dördüncü sırada bir göz kremi var. Yazısını da yazmıştım. Detaylı olarak okuyabilirsiniz. Nemlendirmesi normal. Yaşlanma Karşıtı dese de benim öyle bir gözlemim olmadı. Gerçi bende ki 5 ml si. Şimdi kiehls markasının göz kremine başladım. Ona göre nemlendirmesi az. Daha önceden sebamed markasının göz kremini kullanmıştım. Bence o krem ile yakınlar. Clinique super defense göz Çevresi kremi malesef beni çok da etkilemedi. Ama kullanımı tüplü olduğu için kullanışlı. Onu da belirtmeden geçmeyeyim. 

Beşinci olarak the balm markasının transparan pudrası ve schwing eyeliner'ı. Ikisi de tekrar alınacaklar. Yazılarını yine yazmıştım. Pudra transparan haliyle Sıfır kapatıcı. Ama incecik yapısı asla cakey dediğimiz çok sürmekten kaynaklanan görüntüyü vermiyor. Ayrıca gerçekten uzun süre yağlanma sorunu ile mücadele ediyor. Elimdeki pudraları bitirince tekrar alacagım. Indirim zamanı 25 lira olması lazım. Schwing eyeliner da yine tekrar alınacaklardan. Simsiyah ve sürümü çok kolay. Tek dezavantajı yağlı göz kapaklarına sahipseniz üst kısımda iz bırakıyor. Ama onu da far bazı ile çözebilirsiniz. Fiyatını hatırlayamıyorum. Çok önceden indirim zamanı yedeklemiştim. Bu marka Gratislerde satılıyor. 

Altıncı sırada maskaralar var. Maybelline go colossal volume sarı maskarasına aşığım. Simsiyah, kolay çıkarılıyor ve dolgunlaştırıyor ve fiyatı 13 liraydı indirimde. Diğer maskara ise avon big & daring maskarası. Çok topaklanıyor, çok zor çıkarılıyor. Gunün sonuna doğru dökülüyor. Ben hiç sevmedim. Ayrıca 3 ay gibi bir kullanım süresi ile hiç mantıklı gelmedi bana. Tekrar almayacağım bir maskara. 



Yedinci sırada Parmex aseton var. Ben başka asetonları sevemiyorum. Benim için tek. Hızlı çıkarıyor. Ve son damlaya kadar etkisi aynı. Bir çok aldığım aseton hep sonlarına doğru ojeyi çıkarmıyor. Oysa bu hep aynı performans. Fiyatı da 3 Lira. Her yerde bulabilirsiniz. 
 
 

Ve son ürün ise yine clinique markasının yüz temizleme jeli. Kutusunu atmışım malesef. Sevmedim malesef. Dalin bile tek başına daha başarılı. Köpürmüyor ve kokusu çok yoğun bir kimyasal gibi. Clinique kokuları hep benzerdir aslında ama bundaki daha Baskın. Tekrar almam. 


Ve bitti. Biraz uzun bir yazı oldu sanırım. Umarım sıkmadım. Siz en son neyi bitirdiniz? Memnun kaldınız mı? Yazarsanız bende belki deneyecek yeni bişeyler keşfederim. Sevgilerimle... 



24 Şubat 2015 Salı

Mac - Dare You

Merhaba yine yeniden, 
Bugün uzun zamandır elimde olan ve kışa çok yakıştırdığım bir rujdan bahsedeceğim. 
Mac'in creme sheen serisinden olan bu kiremit rengi diyeceğim ruju özellikle içinde bulundurduğu kahve tonları yüzünden aldım. Bordo rujlarımın genelde mavi tonlar içerdiğini farketmem ve bu yılın rengi olan marsala rengini çok sevmem sonucu bu ruju aldım. Aslında çok sürpriz oldu çünkü hiç düşünmediğim bir rujdu. Diva rengini denediğimde çok fazla iddialı geldi. Ve fazla mat. Akşama uysa da günlük kullanıma uyacak biraz daha soft bir renk aradığımı farkedince mac mağazasında bu rengi önerdiler. Dokusu yumuşacık, oldukça parlak ve kremsi bir yapısı var. 2-3 saat kadar ancak kalıyor ama yumuşak yapısı tazelemek de hiç sorun çıkarmıyor. Aklım tabiki hala Diva ve Ruby Roo da. Ama yine de ben bu ruju aldığıma çok memnunum.


Işıktan dolayı içinde pembelik gibi var gibi görünse de kesinlikle yok. Sıcak bir renk. Hataları da belli etmiyor, kurutmuyor. Fiyatı 55 Lira. İnternetten ya da mağazalardan alabilirsiniz. 

Ben gün içinde kullanacaksam sade makyajlarla da kullandım koyu renklerle de kullandım. Sadece allık olarak genelde bronzer tercih ettim. 

Bloğa üye olursanız ve yorumlarınızı yazarsanız çok mutlu olurum. Hoşça kalın. 

 

Kafamda Bir Tuhaflık - Orhan Pamuk

Merhaba, 
Yine bir kitap yazısı. Orhan Pamuk 2014 Aralık ayında yeni bir kitap yayımladı. Kafamda bir tuhaflık. Daha öncesinde Cevdet Bey ve Oğulları isimli romanını okumuş ve malesef Orhan Pamuk konusunda korkak hissediyordum. Gerçekten çok ağır gelmişti. Bitirdim o kitabı ama resmen yorulmuştum. Sonra kitap okumayı alışkanlık haline getirmiş bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine bu kitabına cesaret ettim. 
Kitabın kapağı aslında tüm romanı resmediyor. Eski sokakları andırmıştı bana yanılmamışım kitapta eski Türk filmleri tadında. Boza satıcısı Mevlüt'ün hayatı, hayalleri, bakış açısı, arkadaşları ve akrabaları... Ben bu kitabı okurken bazı yerlerde çok dertlendim. Bazen çok üzüldüm. Sonra Mevlüt'ün hayata karşı bakış açısından çok etkilendim. Bazen de kızdım Mevlüt'e. Anlayacağınız kitap sizi içine alıyor. 
Kısaca fıkra gibi kulağa gelen Mevlüt'ün başına gelen talihsiz talihten bahsetmek isterim. Mevlüt'ün hikayesi bitmez de en Kafamı karıştıran kısım diyelim. 

Aşıktır Mevlüt. Ama kime? Aslında semiha'ya. Oysa adını rayiha sanır. Neden mi? Ah o amcasının oğlunun küçük hesapları yok mu? Ferhat vardır bir de. Önce sadece yardım eder. Ama sonra işler karışır...

"Mevlüt mektupları semiha'ya yazmak ister, yazamaz. Ferhat yazar. Ama mektuplar Rayiha'ya gider. Sonra Mevlüt Semiha diye Rayiha'yı kaçırır. Mutlu olurlar. Sonra da Ferhat semiha'yı kaçırır. Sonra herkes durumu öğrenir. Peki ya Mektuplar, yazdıran Mevlüt'e mi yoksa yazan Ferhat'ı mı temsil ediyor. 
Ya mektuplar kime? Semiha'ya mı Rayiha'ya mı ait? 
"Kafamda bir tuhaflık var"

Ve sonra kitap bitmez... Daha ortasındasın. Ne mi oluyor sonra? Gerisi kitapta. 

Biraz uzun ve yavaş ilerleyen bir kitap, (466 sayfa) ama Orhan Pamuk biraz siyasete girmiş, biraz istanbul hayatına, biraz 80 lere, biraz da aşka dokunmuş. Kısaca hayatı kaleme almış. Göçle istanbula gelen, gecekondu ile başlayıp apartmana geçen aileler... 

Sık sık da bazen kelimesi kullanılmış. Ama "bazan" yazılarak. Ben bu kelimeyi de bu romana çok yakıştırdım. Iyi okumalar... Sevgilerimle. 

22 Şubat 2015 Pazar

Real Techniques Makyaj Süngeri

iyi akşamlar, 
Pazar ile birlikte haftasonu geride kaldı ve her zamanki rutin pazar günü temizliğini de yaptığıma göre bir haftadır her gün kullandığım ve yazmak için daha fazla beklemeyeceğim yeni makyaj yardımcım makyaj süngerinden bahsedeceğim. 

Aslında İndirimden makyaj süngeri, parmex aseton ve watsons siyah nokta bantlarını aldım. Makyaj süngerini indirimde olduğu için (17TL) sırf meraktan aldım.  Kullanmak için de bi kaç gün bekledim. Çok sabırsızlanmadığımda buradan belli. Ama! Yanılmışım. Bayıldım. 



Kullanırken süngeri su dolu bir kapta biraz bekletip iyice sıkıyoruz.  Kutusu içinde bir de mini kap çıkıyor. Ben bunu atmamıştım çok da iyi olmuş. Çünkü süngeri kullanırken çok yardımcı oluyor. Stand gibi kullanıyorum. Size de tavsiyem kutusunu da içinden çıkan minik kabı da atmayın. Ve ben o nemli halindeyken buna yerleştiriyorum. Böylede nemli olan yüzeyi başka bir yere değmemiş oluyor. 
Önce çok zahmetli gibi gelse de cc kremi cildime yaymasını düşünürsek çok da Gözüme görünmüyor artık. Malum likit ürünlerin en büyük sıkıntısı ellerimize bulaşması ya da fırça izi kalması. Oysa bu süngerde kesinlikle öyle bir durum yok. Ayrıca ıslatıp uyguladığımız için sanırım bana daha doğal ve hafif bir his verdi. Sanki ürünü biraz daha inceltmiş gibi geldi. Ve benim kullandığım cc krem (pure beauty) fırça izi yapmaya çok müsait bir üründü. Sırf bu yüzden bile pudra ile sabitlemek şarttı. Ama şimdi sadece makyajın cildimde uzun süre kalmasını istediğim zamanlarda ya da sadece parlamasın diye t bölgeme uyguluyorum. 
Gördüğünüz gibi Sünger hafif yumurta gibi dursa da ben en çok düz olan yüzeyini kullanıyorum. Önce parmaklarımla yüzüme dağıttığım ürüne tampon hareketler yaparak tüm yüzüme yayıyorum. Ayrıca göz altı kapatıcısı içinde uygun deniyor. Yani onun için bana biraz büyük geldi çok tercih etmedim ama genel olarak çok sevdim. Sadece bir kaç eksisi var. Gerçi ben şimdilik bunları önemsemiyorum ama yazmam gerek yine de. 
Öncelikle ürünü kullanmak biraz zahmetli. Yani ıslatmak, sıkmak zor gelebilir. Ikinci olarak üzerinde en fazla 3 kullanım sonra yıkayınız yazıyor. Bence de doğru. Ben en fazla iki defa kullandım sonra yıkadım. Yıkaması kolay aslında fırçanız için kullandığınız ürünleri yine bunda da kullanıyorsunuz. Eğer ürünleriniz suya dayanıklı değil ise dalin bebe Şampuanı hemencecik çıkarıyor. Yine standa koyup kurumasını bekliyorum. 
Fazla Yıkama gerektiği için hızlı yıpranacak gibi hissediyorum. Yani çok ekonomik bir ürün sayılmaz. Bir fırçanın ömrüne göre çok daha kısa ömürlü gibi. Çok fazla ürün emiyor. Fırça ile bir minik parça sürerken bu Süngeri kullandığımda ikiye çıkarmam gerekiyor. Elinizde bitirmek istediğiniz ürün varsa Sünger ile deneyin. Ama kıyamadığımız bir fondoten varsa bir daha düşünün derim. 
Yani eksi yönleri benim gözlemlediklerim bu şekilde. 

Ben indirim gördükçe depolamayı ve başka markalarında süngerlerini denemeyi düşünüyorum. Inanılmaz güzel bir his. No makeup makyajı sevenler bayılacaktır. Asla yüzünüzde çok fazla ürün varmış gibi durmuyor. 

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Eğer Önerileriniz varsa ya da deneyimleriniz yazın lütfen. Duymayı çok isterim. Haftamız güzel geçsin. Sevgi ile kalın. 

19 Şubat 2015 Perşembe

Şemspare - Elif Şafak

İyi akşamlar,
Bugün ne zamandır aklımda olan bir başka yazı dizisine başlıyorum. Bu yazı dizisini aslında öncelik olarak kendim için sonra da benim gibi kitap okumayı seven, araştıran, bazen kitaplardan soğuyan bazen de kana kana kitap okuyanlar için yazıyorum.

Ve ilk bahsedeceğim kitap; Şemspare...

Elif Şafak'ın bir kaç kitabı hariç çoğu kitabını severek okumuşumdur. Ve tam anlamıyla roman seven biriyimdir. Kurgu olmalı, hatta uzun olmalı kitap, okudukça sarmalı içine çekmeli beni. Ancak bu kitap 2-3 sayfadan oluşan küçük küçük anılardan oluşmakta... O yüzden uzun süre alıp almamak konusunda kararsızdım aslında.

Ama Duygu'nun doğum günümde hediye etmesi ile sahip olduğum bu kitaba Ankara'ya giderken otobüste başladım. (Kitap ne güzel hediyedir değil mi?)

Kitabın apağı ile ilgili birçok sansasyonel haberler çıksa da bence gayet güzel görünüyor. Gelelim içine;
Hani kısa zamanlarda minik minik okumak isterseniz, ya da uyumadan önce okuyabileceğiniz daha çok başucu kitabı ya da çantada dursun diyeceğiniz zamanlara uyan bir kitap.

Bazı hikayeler hem çok şaşırtıyor hem de bazen güldürüp bazen de hüzünlendiriyor.

Bir kaç hikayede Elif Şafak'ın kendini fazla anlattığını, savunduğunu hissetsem de genel olarak okumaktan zevk aldım...


Toplamda 278 sayfa olan bu kitap ilk Haziran 2012'de yayımlanmış. Ve şu an fiyatı arkasında 15 Lira olarak görünüyor.



Ayrıca Kutlukhan Perker'e ait hemen hemen her hikaye de illüstrasyonlara yer verilmesi de kitabı zenginleştirmiş.


Kitabın içinden....

Hep bile bile lades kimi sevdalar.

Bazen aşka dokunmuş Elif Şafak, bazen edebiyata, bazen televizyona, bazen kadınlara, bazen erkeklere...

Ama Elif ŞAFAK bence en çok aşka dokunsun, aşkı yazsın...

Bir başka kitapta görüşmek üzere...
Okudukça yazacağım... 


En çok etkilendiğin kitap en son hangisiydi? Duymayı çok isterim, sevgiler...

17 Şubat 2015 Salı

Bir Kadından...

Merhaba...


Yazmak istiyorum, sürekli anlatmak... Sormak istiyorum "Nasıl değişir bu dünya?"

Şiddet sadece vurmak mı? Canını acıtmak mı? Nedir şiddet?

Şiddet gücünü kullanarak istediğini yaptırmaktır bence... Eğer aynı şartlarda olduğumda yapmayacağımı, yaptırıyorsan şiddet uyguluyorsun...
Gözle görüleni var, görülmeyeni var... Lütfen şeklindesi var, hadi ulan şeklindesi var... Malesefki, en zorbasına, en insanlık dışısına Özgecan canımız maruz kaldı... Malesef şimdi onun için çok geç oldu... Ben bunun cezası nasıl oluru henüz bulamadım... Bence bunun cezası yok... Kısası yok...

Ben bir öğretmenim, bir evladım, bir ablayım, bir arkadaşım ve her şeyden öte bir kadınım...
Ama olamıyorum, bu saydıklarımın hiç biri olamıyorum... Dışarı çıkıyorum, yolda yürürken herkese sormak istiyorum... Neden yapılır böyle bişey? Aman diyene, yapma diyene neden yapılır?

Çok acılıyım, çok üzgünüm, çok kırgınım, çok kızgınım... İsyan etmek istiyorum ama kime neye? İşte onu bilmiyorum...

Diyorlar ki "dışarı çıkmaya korkuyorum" Hayır, korkmuyorum... Bunun çözümü bu olmamalı.. Aksine daha çok dışarıda olalım... Kadınları her yerde daha çok görelim... Markette, işte, sokakta, pazarda, otobüste, trende, MECLİSte... Heryerde...

Başka türlü olmasın nolur...

Evleneceğim adam kadına, çocuğa, bireye saygı duyacak...
Oğlum, insanları sevecek ve onlara saygı duyacak...

Neden biliyor musun? Çünkü ben saygı duyuyorum, saygı duyacağım...
Ben insanları seviyorum, çocuğum da sevecek...

Lütfen beylik lafları bir tarafa bırakın artık... Sevgi dolu, saygılı çocuklar yetiştimek için onlara nasıl olmaları gerektiğini söylemeyin, onlara gösterin....


Sevgili Özgecan Aslan, hayat belki devam edecek ama sen hep dualarımda olacaksın... Ailene sabır diliyorum. Işıklar içinde uyu....

Bir minicik kız çocuğu duruyor orada hala...
Anlatamam gördüklerimi o neşeli çocuğa...



11 Şubat 2015 Çarşamba

Mac Palet Oluşturma Yazısı

Merhaba hepinize,
Yine yağmurlu bir gün ve yine yazı zamanı... Sizlere bugün mac palet oluşturma yazısı yazmaya karar verdim. Uzun zamandır bir palet oluşturmayı planlıyorum, ancak genel olarak hem elimdeki farlar ve Mersin- Adana'da bir mac mağazasının olmamasından dolayı Ankara ziyaretime de başlangıç yaptım.
O zaman haydi Tunalı MAc mağazsındaki deneyimlerimden başlayalım. Öncelik olarak neden 15 li bir palet ile başladığımdan bahsedeyim. Mac mağazalarında tek tek alabileceğiniz refil dediğimiz sadece far ve minik haznesinin en güzel yönü, istediğinizi seçebilmeniz. İstrseniz tamamen ışıltılı, ister tamamen koyu, ister tamamen mat veya açık renkler, ya da tamamen karışık renklerden seçebilmeniz.... Yelpaze o kadar geniş ki herşey sizin zevkinize kalmış... Paletler ise kili dörtlü ya da on beşli şeklinde satılıyor. Açıkçası ben en büyüğünü aldım, çünkü zamanla kullandıkça ihtiyacım oldukça doldurmak istiyorum ve tekrar tekar palet almak istemedim. Hepsinin bir arada olması ayrıca daha derli toplu geliyor.

Mağazada isterseniz çoktan doldurulmuş 15 li paletlerden alabilirsiniz, bunlar genel de toprak renkleri barındıran kullanışlı görünüyor ancak bittiğinde yenisini alıp yerleştiremiyormuşuz. Eh o zaman bana çok da pratik gelmedi. Bu şekilde dolu paletlerin fiyatları 400-500 Lira civarındaydı.

Gelelim benim gibi ayrı ayrı alıp keyfinize göre doldurmak isterseniz alınacaklara:


Palet iki kısımdan oluşuyor. Öncelik olarak cam kapaklı tabanı kendinden mıknatıslı siyah palet.

Bu palet standart boy. fiyatı tek başına 40 Lira. Ayrıca içerisine minik farlarınız için bölmeler almanızı öneriyorlar ki daha sağlam dursunlar. Bu kısım ayrı satılıyor o da 20 Lira.







İç içine geçirmek çok kolay. Tak çıkar şeklinde. Ve tek tek keyfinize göre aldığınız refil farlarınızı rahatlıkla yerleştirebilirsiniz


Ben ilk olarak iki renk ile başladım. Yavaş yavaş doldurmayı düşünüyorum. Birden acele davranmak istemedim. 




Tabi siz illaki içine mac ten aldığınız farları koymayabilirsiniz. Sadece paleti alıp içinde başka markalardan allık ve farları depot yöntemi ile çıkartıp bir arada durmaları için birleştiredeblirsiniz.

Gördüğünüz gibi bölme olmadan da kullanılabilir. Özellikle bitirmek istediğiniz far ve allıklar için bir arada durmaları için ya da kapağı kırılan ürünlerinizi saklamak için de kullanabilirsiniz. Ayrıca bildiğim kadarıyla make up forever markasının da bu şekilde paleti ve farları alınıyor. Aslında yurt dışında hemen hemen her markanın mevcut denilebilir ama ulaşılabilirlik adına ben bu iki markayı biliyorum. 

Son olarak bu far paletini ortalama bir refil mac farın 40 Lira olduğunu düşünürsek 600 Lira far, 60 Lira palet fiyatını da eklersek 660 Liraya oluşturabilirsiniz. Yazının başında belirttiğim kendinden doldurulmuş olanlara göre biraz daha pahalı gibi görünse de uzun vade de bu far paletinin bittikçe alabilmemizi ya da değiştirebilmemizi düşünecek olursak bence daha mantıklı. 

Yazıyı okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Eğer mutlaka almalısın çok seveceksin dediğiniz önerileriniz varsa da yazarsanız çok sevinirim. Sevgiler...

Paletin içinde yer alan farların isimleri; sable ve expensive pink.

Sable farının detaylı yazısını da okumak isterseniz;  hemen burada.